Yağlı Karaciğer Hastalığı Nedir?

 

Karaciğerin Yapısı ve Görevleri Nelerdir?

Karaciğer; karın bölgesinde büyük bir kısmı sağ tarafta, diyafram kasının altında bulunan, diğer organlara kıyasla çok fazla görevi olan bir organdır. Çok hızlı rejenerasyon yani yenilenme hızına sahiptir. Öyle ki; başka yerden karaciğere tümör sıçramış olan bir kişinin karaciğerinin yarısı çıkarılsa, yahut başkasına nakil olmak üzere bir kişinin karaciğerinin yarısı alınsa; birkaç ay içerisinde kalan karaciğer kendini yenileyerek normal hacmine dönebilmektedir.

İşlevinin kısa süreli ve geçici olarak aksaması tolere edilebilirken, işlevini tamamen yitirmiş bir karaciğerin yerine nakil yapılmadığı takdirde kişi hayatını sürdüremez.

Başlıca görevleri:

  1. Enerji depo eder: Acil bir enerji ihtiyacında karaciğerdeki mevcut glikojen, hemen şekere dönüştürülür ve kana verilir, aksine kanda şeker yükseldiğinde ise mevcut şeker glikojene dönüştürülerek Karaciğerde depolanır.
  2. Önemli diğer maddeler de karaciğerde depo edilir: Kandaki yağ, şeker, vitaminler ve mineraller ile nadir elementleri (Demir, A,D,E,K ve B12 vitaminleri…) depo eder ve lüzum halinde vücuda geri verir.
  3. Protein üretir: Proteinler, hormonların, antikorların, kan pıhtılaşmasında lüzumlu faktörler ile albuminin yapı taşıdır.
  4. Safra asitlerini üretir: Safra asitleri, besin maddelerinin yağlarını kan dolaşımı içinde kullanılabilir hale dönüştürürler. Karaciğerde üretilen safra asitleri, gerektiğinde salgılanmak üzere safra kesesinde depolanır.
  5. Birçok ilaç ve maddenin vücuttan uzaklaştırılması: Filtre görevi görür. Başta alkol olmak üzere dışardan gelen ve içerde teşekkül eden tüm toksik-zararlı maddeleri temizler (Detoksifiye eder, vücudu arındırır).
  6. Hormonları dengeler: Sağlıklı bir karaciğer, vucuttaki hormonları dengede tutar.
  7. Bağışıklığı destekler: Hümoral immün sistemde görevli Immunglobülinlerin sentezini yapar…

 

Karaciğerin Yağlanması Ne Anlama Gelir, Neden Önemlidir?

Tanım olarak Karaciğer toplam ağırlığının %5 inden fazla trigliserid (kolesterol) birikmesidir.
Radyolojik ve Histolojik olarak tespit edilebilmektedir. Pratikte radyolojik olarak yani görüntüleme yöntemleri ile, en sıklıkla da Ultrason ile tespit edilmektedir.
Alkol tüketimi, viral hepatitler, otoimmün hepatit ve bazı ilaçların kronik kullanımına bağlı olabilir. Bazen de Wilson hastalığı ve hemokromatoz gibi daha nadir görülen, karaciğere özgü hastalıklara bağlı olabilir. Bunların haricindeki durumlara bağlı yağlanmaya “Non Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı” denir, ki toplumda göz ardı edilmeyecek kadar fazladır. (Günümüzde Karaciğer nakillerinin 2. önemli sebebidir)
Diyabet, prediyabet, insülin direnci, metabolik sendrom, obezite, hipertansiyon ve dislipidemi varlığı; Karaciğer yağlanması açısından riski en belirgin artıran durumlardır.
Hastalığın genetik kökeni de vardır ancak genetik yatkınlık olsun veya olmasın başrollerde sağlıksız beslenme ve durağan yaşam vardır.
Yağlı karaciğer hastalığı olan kimselerde özellikle kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riski artmıştır.

Bu hastalık, basit karaciğer yağlanması ile siroz arasında yeralan geniş bir yelpazede ortaya çıkabilir. Tedavi edilmemiş Non Alkolik Yağlı Karaciğer Hastalığı, basit yağlanma ile başlar, siroz, hepatosellüler kanser ve karaciğer yetmezliğine kadar ilerleyebilir ve bu yüzden de hastalığın ilerlemesinin durdurulması büyük önem taşımaktadır.

Önlenebilir mi? Geri Döndürülebilir mi? Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Karaciğerin kendini yenileyebilen bir organ olduğundan bahsetmiştik; dolayısıyla aslında karaciğeri harap eden zararlı uygulamalardan uzaklaşırsak, yani bir anlamda, karaciğerin kendisini yenilemesine müsaade edecek olursak, karaciğerimiz gerekeni yapacaktır.

Dolayısıyla karaciğer yağlanması önlenebilir ve tespit edilmişse geri döndürülebilir bir durumdur.

Bu bağlamda tedavi 3 ana başlıkta incelenebilir:

  • Nonfarmakolojik tedavi (yaşam tarzı değişiklikleri)
  • Farmakolojik tedavi
  • Metabolik cerrahi

Nonfarmakolojik yaklaşım (yaşam tarzı değişiklikleri)

  • Alkol varsa bırakılmalı
  • Sigara, kendi başına karaciğer hastalığı yapmasa da kalp damar hastalıkları riskini artırması sebebiyle bırakılmalıdır.
  • Kilo fazlalığı olan kimseler kilo vermeli
  • Endüstriyel şekerden kaçınmalı, fruktozu yani meyveyi çok tüketmemeli, diyet içecekler ve işlenmiş gıdalardan kaçınmalı; lifli/posalı beslenmeye gayret edilmelidir.
  • Fizik aktivite artırılmalı; haftalık 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz yapılmalı, mümkünse buna ilave direnç egzersizleri de eklenmelidir.

Farmakolojik tedavi (direkt veya dolaylı)

  • Pioglitazon
  • Obetikolik asit
  • Liraglutid
  • Metformin
  • Kolesterol ilaçları
  • Herbal=Bitkisel takviyeler

 

Pioglitazon: Diyabet ilacı olup, listede yağlama için en etkin olandır. Diyabet tanısı olsun ya da olmasın; Kullanımını kısıtlayan bazı durumlar hariç güvenle kullanılabilir.
Diğer ilaçlar karaciğer yağlanmasına eşlik eden diğer durumları düzeltmek suretiyle iyileşmeye katkıda bulunabilir.

Piyasada; bazı yayınlarda etkinliği gösterilmiş, bazı yayınlarda etkisi gösterilememiş belli başlı bitkisel takviyeler mevcuttur. Hekimin bilgisi dahilinde destek amacıyla kullanılabilir ancak bunlar; fiziki aktivite yapmadan, beslenme düzenine dikkat etmeden, zararlı alışkanlıklardan kaçınmadan tek başına pek fazla işe yaramaz. Burada, (ilaç veya bitkisel bir takviye kullanılsa da kullanılmasa da) yaşam tarzı değişikliği olmazsa olmaz kuraldır.

Bu bağlamda, Kardiyovasküler hastalık veya kontrolsüz hipertansiyonu olanların, uzun zamandır hareketsiz yaşayanların, egzersiz öncesi bir doktor kontrolünden geçmesi de şarttır.
 

Metabolik cerrahi

Kilo kaybı sağlayarak yağlanmanın geri dönmesine katkı sağlamaktadır. Ancak hızlı kilo kayıplarının tabloyu kötüleştirebileceği de unutulmamalıdır.