Tansiyon kelimesi Türkçe karşılık olarak gerilme, gerginlik anlamlarına gelmekte olup; tıbben kalpten pompalanan kanın, damar duvarlarına yaptığı basınçtır. Bu basıncın yüksek olmasına da Hipertansiyon adı verilmektedir. Normal değerler, çocuk yaş grubunda ve yetişkinlerde değişiklik göstermektedir.
Kalbin kanı pompalarken oluşturduğu basınç “sistolik (büyük) tansiyon” olarak adlandırılırken, kalbin kan pompalamaya ara verdiği dönemdeki basınç “diastolik (küçük) tansiyon” olarak adlandırılmaktadır. Kan basıncı için ideal değerler 120/80 mmHg düzeylerinde olmasıdır.
Hipertansiyon, sürekli kan basıncı yüksekliği ile kendini gösteren, sistemik bir hastalık olup, ciddi komplikasyonlara neden olması ve toplumda yaygın olarak görülmesi nedeniyle önemli bir sağlık problemidir. Tedavi edilmeyen hipertansiyonun, kalp yetersizliği, koroner kalp hastalığı, hemorajik ve trombotik inme, böbrek yetersizliği, periferik arter hastalığı, aort diseksiyonu ve ölüm oranını artırdığı ortaya konmuştur. Hipertansiyonun komplikasyonları ve buna bağlı ölüm oranı, kan basıncı yüksekliği ile doğru orantılı olarak artmaktadır. Yani daha yüksek kan basıncı olan bireyler daha fazla risk taşımaktadır.
Tansiyon yüksekliği sıklıkla asemptomatik yani herhangi bir şikayete sebep olmaksızın rutin ölçümlerle tespit edilebilirken, etkilediği organ ve sistemlere de bağlı olarak farklı şikayetler ile kendini gösterebilmektedir. Bu şikayetlerin şiddeti, kan basıncının seviyesine göre ve kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Bunlar:
Tüm hipertansiyon vakalarının yaklaşık %80-90’ını primer (esansiyel) hipertansiyon oluşturur. Esansiyel hipertansiyon: kesin mekanizması bilinmeyen, herhangi bir ikincil hastalığa bağlı oluşmamış, sistemik arteriyel kan basıncının sürekli yüksekliğidir. Hastaların %10-20’inde ise Böbreğin kendisinin ve damarlarının bazı hastalıkları, Böbrek üstü bezinin bazı hastalıkları, Tiroid bezinin az veya çok çalışması, Hipofiz bezinin bazı hastalıkları, Paratiroid bezinin fazla çalışması, Uyku apnesi ve Aort koarktasyonu gibi bir nedene bağlı sekonder hipertansiyon mevcuttur.
20 yaşından önce veya 50 yaşından sonra başlayan hipertansiyonda, ailede sekonder hipertansiyon öyküsü bulunanlarda, ani başlayan ve şiddetli hipertansiyonda (>180/110 mmHg), ilaç tedavisine yeterli yanıt alınamayan olgularda, daha önce iyi kontrol sağlanmasına karşın son zamanlarda kontrolü bozulan hipertansiyonda, belirgin hipertansif hedef organ hasarı olanlarda ve yapılan değerlendirmenin spesifik bir patolojiyi işaret ettiği durumlarda, sekonder hipertansiyon nedenleri düşünülmeli ve uygun yöntemlerle araştırılmalıdır.
Kan basıncı ölçümünün 120/80 mmHg düzeylerinde olması ideal değer olarak kabul edilir. Tekrarlanan ofis ölçümlerinde kan basıncının 140/90 mmHg’den daha yüksek olması hipertansiyon olarak tanımlanır. Aralarda kalan değerler (yani sistolik 120-139 mmHg ve diastolik 80-89 mmHg olması) artmış kan basıncı olarak kabul edilir; yani bu ölçümler normalin üstündedir ancak hipertansiyon tanısı alacak kadar da yükselmemiş demektir. Bu kimseler için sıklıkla ilaca ihtiyaç duyulmazken, ilerlemesinin önüne geçmek adına, yaşam tarzında bazı değişikliklere gidilmelidir.
Her hasta için ilaç kullanmak zaruri değildir. Yeterli ise sadece yaşam tarzı değişiklikleri ile, yetmiyor ise ilaçlarla, hipertansiyon kontrol altına alınmaya çalışılır. Gerek görüldüğü durumlarda hekiminiz yaşam tarzı değişikliğine ilave olarak ilaç kullanmayı önerebilir; ilaç başlanması durumunda, (Hipertansiyon, kronik yani süreğen bir hastalık olduğu için), hergün düzenli bir şekilde ilaç kullanımına özen gösterilmelidir. Bazı hastalarda belirli bir süre ilaç kullanıldıktan sonra ihtiyaç kalmadığı için bırakılabildiği gibi, bazı hastalarda ömür boyu kullanılması gerekebilir, dolayısıyla hekime danışmadan, keyfekeder ilaç bırakılmamalıdır. Her ilaçta olduğu gibi tansiyon ilaçlarının da yan etki ihtimali vardır, çoğu hastada yan etkiler görülmese de bazı hastalarda mevcut ilacı değiştirmek gerekebilir yine bunun gerekliliğini değerlendirmek üzere takipli olduğunuz hekiminiz ile görüşmeniz daha sağlıklı olacaktır. Çünkü amaç, tansiyonu, hedef değerlerde tutabilmektir. Bu sayede hipertansiyonun sebep olabileceği riskler asgariye indirilmeye çalışılır, ancak bunu sağlarken de hastayı, yaşam kalitesini bozacak yan etkilere maruz bırakmaktan azami düzeyde kaçınmak amaçlanır.